ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, bu hafta Pekin’de bir araya gelerek barış ve istikrar mesajları vermeyi planlıyor. Ancak, bu diplomatik görüşmelerin arka planında her iki ülkenin de uzun süreli bir ekonomik savaşa hazırlanma çabaları dikkat çekiyor. Çin, son dönemlerde yaptığı yeni yasal düzenlemelerle birlikte, karşılıklı yaptırım uygulamalarıyla küresel şirketleri Washington ve Pekin arasında zor bir seçim yapmaya itiyor.
Trump, İran ile süregelen savaşın gölgesinde, Şi ile güven verici bir diyalog kurma hazırlığında. Ancak, Pekin’in ekonomik savaşa yönelik hazırlıkları gitgide katılaşıyor. Çin, ABD’nin uyguladığı yaptırımlara karşı etkili önlemler almaya başladı ve bunun yanı sıra, ABD merkezli bazı şirketlerin Çin pazarındaki faaliyetlerini sınırlamak için yeni yasalar çıkardı. Control Risks uzmanı Andrew Gilholm, Çin’in artık ekonomik savaşı kazanmak için hazırlıklarını tamamladığını vurguladı.
Küresel işletmeler ise, ABD ve Çin arasında giderek zorlaşan bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Çin, kurumsal denetim yetkilerini artırarak, yabancı şirketleri kendi yasalarına uymaya zorlamayı hedefliyor. Bu durum, şirketlerin karşılaştığı hukuki belirsizlikleri artırarak, daha büyük riskler doğuruyor. ABD-Çin İş Konseyi Başkanı Sean Stein, bu durumun hem bir tehdit hem de bir ikilem yarattığını belirtti.
Son olarak, Çin hükümeti, ABD yaptırımlarına maruz kalan rafinerilere hukuki meydan okuma talimatı vererek, gerilimi daha da artırdı. Sean Stein, Çin’in bu tutumunu “Sıcak soba yaklaşımı” olarak tanımladı ve Washington’un her adımına karşılık vermeye hazır bir strateji geliştirmeye çalıştığını ifade etti. Çin, ABD’nin ekonomik hamlelerini ulusal güvenliği için kalıcı bir tehdit olarak değerlendirmekte ve buna karşı sistematik bir yasal altyapı oluşturmaktadır. Fudan Üniversitesi’nden Wu Xinbo, Çin’in bu tür zorluklarla başa çıkmak için güçlü bir yasal çerçeve oluşturması gerektiğini vurguladı.