20 Mayıs 2026 tarihinde, Türkiye’nin Milli Savunma Bakanlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi, Yıldırımhan füzesini tanıtarak ülkemizin savunma sanayisi açısından önemli bir dönüm noktasına imza attı. Bu tanıtım, Türkiye’nin kıtalararası balistik füze (ICBM) geliştirme hedefini resmi olarak duyurmasıyla dikkatleri üzerine çekti. İstanbul’da düzenlenen SAHA 2026 savunma fuarında, Yıldırımhan füzesinin bir prototipi sergilendi ve planlanan teknik özellikleri paylaşıldı.
Uzmanlar, Yıldırımhan füzesinin duyurulmasının Türkiye’nin uluslararası alanda daha aktif bir rol üstlenme çabalarının bir parçası olduğunu ifade ediyor. Füzenin menzilinin, Türkiye’nin savunma ihtiyaçlarının ötesinde olduğu vurgulanarak, bu durumun potansiyel rakipler arasında soru işaretleri yaratabileceği de belirtiliyor.
Kadir Has Üniversitesi’nden Prof. Dr. Serhat Güvenç, Türkiye’nin Yıldırımhan gibi bir füze geliştirerek, “Gerektiğinde bağımsız bir stratejik caydırıcılık yeteneğine sahip olmayı hedeflediğini” belirtiyor. Güvenç, bunun Türk dış politikasının karar vericileri tarafından bilinen bir strateji olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin küresel sahnede daha fazla etki sahibi olmaya çalıştığını öne sürdü.
İngiltere merkezli Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü (IISS) uzmanı Mark Fitzpatrick ise Yıldırımhan’ın duyurusunun, Türkiye’nin kendisine yeni bir rol biçtiğini ifade etti. Yeditepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Furkan Kaya, günümüzün askeri güç kapasitelerini maksimize etme gerekliliği üzerine konuşarak, Türkiye’nin bu açıklamasının, “Ben sadece bölgesel bir aktör değilim, aynı zamanda küresel dengede dikkate alınması gereken bir güç merkezine dönüşmekteyim” mesajı içerdiğini belirtti.
Yıldırımhan füzesinin tanıtılması, savunma sanayini yakından izleyenler için bir sürpriz oldu. İzmir Ekonomi Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sıtkı Egeli, Yıldırımhan ile ilgili daha önce hiçbir açık kaynağın bulunmadığını ve bunun beklenmedik bir gelişme olduğunu ifade etti. Egeli, 6.000 kilometre menzilinin Türkiye’nin daha önce dile getirdiği rakamların çok ötesinde olduğunu vurgulayarak, bu durumun Türkiye’nin mevcut ve olası rakipleri arasında çeşitli soru işaretleri doğuracağını belirtti.
Türk ordusunun envanterinde ROKETSAN tarafından üretilen Bora ve Tayfun gibi 300 kilometre menzilli balistik füzeler mevcutken, Cenk orta menzilli balistik füzesinin ise 2.000 kilometre menzil kapasitesine sahip olması bekleniyor. Mark Fitzpatrick, Türkiye’nin kıtalararası balistik füze geliştirme çabasının kafa karışıklığına yol açtığını ifade ederek, 6.000 kilometre menzil hedefinin Türkiye’nin ihtiyaçlarının çok ötesinde olduğunu vurguladı.
Yıldırımhan’ın menzilinin uluslararası basında da tartışmalara yol açtığı belirtiliyor. Financial Times gazetesi, Türkiye’nin yeni füzesinin ABD ana karasını vurma kapasitesine sahip olduğu iddialarına yer vererek, bu durumu manşetlerine taşıdı.