Sefiller ve Suç-Adalet
Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” adlı romanındaki Marmeladov karakterine söylediği bir söz, insanların toplum içindeki acı durumunu anlatıyor. Toplum tarafından dışlanan insanlar, adeta süpürgeyle toplumdan uzaklaştırılmaktadır ve bu durum, insanın kendi kendini aşağılamasıyla başlamaktadır.
Bir insan neden sefil hale gelir ve toplumdan önce kendini aşağılamaya hazır olmalıdır? Bu sorunun cevabı sefalet kelimesinin kökeninde yatmaktadır. Sefalet, günümüz Türkçesinde unutulmuş gibi görünse de acınacak duruma düşmekten daha derin anlamlar içermektedir. Vicdanını kaybedenleri ve yasaya uymasına rağmen toplum nezdinde aklanamayanları anlatan Victor Hugo’nun “Sefiller” romanı da bu kavramı ele almaktadır.
Toplumda aklanamayan sefiller aslında toplumsal sistemin sefilleşmesinin bir sonucudur. Sefalete sürüklenen insanlara toplumsal sistem herhangi bir destek veya çözüm sunmamaktadır ve bu durum, toplumu da aynı yöne sürüklemektedir. Ancak sefalete saplanmak, insan yaşamında kötü bir durumdur.
Ahlaki değerlerden uzaklaşarak sefalete düşmek, asla kabul edilebilir bir çözüm değildir. Sefaletin yayılmasına yardımcı olan medya unsurlarına karşı tedbirli olmak, toplumsal sefaletin artmasını engelleyebilir. Unutmamalıyız ki sefalet çukuruna düşmek, çıkılmaz bir döngü oluşturabilir.