Bu ülkede güvercinlerin bir parmağı eksik! Yürek burkan sır çözüldü

bu ulkede guvercinlerin bir parmagi eksik yurek burkan sir cozuldu NbLqKG3B.jpg
bu ulkede guvercinlerin bir parmagi eksik yurek burkan sir cozuldu NbLqKG3B.jpg

“`html

Derleyen: Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr – Fransa’nın çeşitli şehirlerinde yaşayan güvercinler, çoğunlukla yaralı ayakları ve kaybolan parmaklarıyla dikkat çekiyor. Paris, Lyon, Marsilya ve Lille gibi yerlerde, kaynamış parmakları olan ya da yürümekte zorlanan çok sayıda güvercinle karşılaşmak mümkün. Bu görüntüler, artık kentin ikonik siluetinin bir parçası haline geldi. Aslında bu durum uzun zamandır gözlemleniyor, fakat son yıllardaki araştırmalar ve sivil toplum kuruluşlarının çabalarıyla nedenleri daha net bir şekilde ortaya konmaya başlandı. İşte şehirle beraber yaşayan bu canlıların sessiz çığlığına dair üzücü gerçekler.

Güvercinlerin yaralı ayakları

GÜVERCİNLERİN YÜZDE 20’SİNİN BİR PARMAĞI NEDEN EKSİK?

Uzun yıllar boyunca güvercinlerin avuç içi boşaltan öne çıkan görüşü, bunun sebebinin güvercinlerin kendi dışkıları olduğuydu. Güvercin dışkılarının, binaların duvarlarına zarar verdiği ve özellikle kireç taşı ile kumtaşıyla inşa edilen yapılara karşı aşındırıcı bir etkiye sahip olduğu biliniyor. Trafalgar Meydanı’ndaki anıtlar, bu dışkılar sebebiyle ciddi hasarlar gördü. Örneğin, Nelson Sütunu, güvercin dışkısının neden olduğu uzun süreli hasardan dolayı 140 bin sterlin (yaklaşık 8 milyon lira) restorasyon masrafıyla onarıldı. Eğer güvercin dışkısı binaları aşındıracak kadar asidikse, ayaklarına da aynı zararları verebileceği düşünülüyor. Güvercin sürülerinin küçük alanlarda birbirine bu kadar yakın yaşaması, onların çoğunlukla kendi dışkılarının üzerinde durmasını kaçınılmaz kılıyor. Ancak güvercinlerin ayak parmaklarının eksik olmasının bu şekilde açıklanması pek mantıklı değil.

Bunun yanı sıra, güvercin dışkıları hastalıklara yol açabilen patojenlerle doludur. Kendi dışkıları üzerinde durmak, bu kuşların hastalıklara yakalanmasına neden olabilir; enfekte olan bir ayak veya bacakta kangren gelişmesi durumunda bu uzuvlar kaybı riski taşır. Ancak ayaklarda görülen sektirme ve yaraların çoğunluğu, uzuv kaybı yerine deformeler veya tümörler oluşturuyor. Dolayısıyla, güvercinlerin kendi dışkıları üzerinde durmasına rağmen eksik uzuvlarının sebebi muhtemelen bu değil. 2018 yılında Paris’teki araştırmacılar, 46 farklı bölgede 1250 güvercin üzerinde kapsamlı bir inceleme gerçekleştirdi ve yeni bir teori geliştirdiler. Ekip, inceledikleri güvercinlerin yüzde 20’sinin en az bir parmağının eksik olduğunu keşfetti. Ayrıca, hava ve gürültü kirliliği yüksek, insan nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde güvercinlerin sakat olma olasılığının da arttığını belirlediler.

Uzmanlar, bu durumu etkileyen çeşitli insani etmenlerin bir araya geldiğini vurguluyor. Güvercinlerin ayaklarını yaralayan etken, bir hastalık değil, şehrin çöplüğü. Saç telleri, poşet iplikleri, ip parçaları ve ince misinalar, kentsel yaşamın görünmez atıkları, kuşların ayaklarına dolanarak kan akışını engelliyor. Bu duruma ‘ip parmak sendromu’ deniyor. Dolaşımı bozulan doku zamanla kararıyor, enfekte oluştuğunda ise kopabiliyor. Paris’teki gözlemler, bu tür yaralanmaların özellikle yoğun insan yerleşimlerinde arttığına işaret ediyor. Kuaförler, tekstil atölyeleri ve dükkanların bulunduğu bölgelerde kuşların ayakları daha fazla zarar görüyor çünkü bu alanlarda bulunan ince lifler, rüzgarla birlikte kuşların habitatlarına taşınıyor.

Güvercinlerin yaralı ayakları

ÇÖZÜM, KÜÇÜK ADIMLARDA YATMAKTA

Zamanında kayalıklarda ve çatlaklarda yuva yapan güvercinler, günümüzde apartman aralarına, bina saçaklarına ve metro girişlerine sıkışmış durumda. Beton zeminler, onların doğal yaşam alanı değil. Doğal ortamda tırnakları ve pençeleri yumuşak toprağa ve ağaç dallarına temas ederken, şehirde her şey sert ve keskin. Beton ile sürtünme, yaralarını derinleştirirken, asfalt enfeksiyon için elverişli bir zemin sunuyor. Ayrıca, şehirdeki kirlilik, bağışıklık sistemlerini zayıflatıyor. Egzoz gazları, ağır metal kalıntıları ve sürekli stres, güvercinleri tanımadığımız kadar fazla zor durumda bırakıyor. Zayıf düşen kuşlar, ayaklarına dolanan basit bir ip parçasına karşı bile savunmasız kalıyorlar.

Kent kuşlarını gözlemleyen doğa gönüllüleri, sık sık aynı manzara ile karşılaşıyor: Ayaklarında iplikler dolanmış halde yürümeye çalışan kuşlar. Bazı gönüllüler, ufak operasyonlarla güvercinleri yakalayıp ayaklarındaki ipleri kesiyor. Bazen, sadece birkaç santimetre uzunluğundaki bir ip parçasını çıkarmak, bir canlının hayatını kurtarabiliyor. Ancak bu, bireysel çabalarla çözülebilecek bir mesele değil. Atık yönetimi ve çevre bilincinin yetersizliği, her gün yeni güvercinlerin aynı acıları çekmesine neden oluyor. Paris Belediyesi, güvercin popülasyonunu yönetmek için son yıllarda belli yöntemler uyguluyor: Doğum kontrolü, özel barınaklar ve kuşların beslenmesini yasaklayan işaretler gibi uygulamalar hayata geçiyor. Fakat yaralı kuşlar için alınmış belirgin bir tedbir yok. Çünkü bu sorun, sadece kuşlar değil, şehrin atık alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Bir saç kılı, bir poşet bağı veya bir dikiş parçası… Her biri, şehrin koşturmacası içinde kaybolmuş bir insanın elinden çıkıp bir güvercinin ayağına dolanabiliyor.

Güvercinlerin yaşadığı zorluklar

YA KAYBOLURLARSA? YÜZLERİ SESSİZCE ÖLMEYE DEVAM EDİYOR

Yaralı ayaklarına rağmen hala uçmaya, gıda aramaya ve yavrularını beslemeye devam eden güvercinlerin büyük bir adaptasyon kapasitesi var. Ancak her kaybedilen parmak, her çiğneyerek atılan adım, şehir hayatının bedelini hatırlatıyor. Bazı kuşlar parmak kaybına rağmen yaşamaya devam etse de, denge kaybı nedeniyle yürüyemeyen ya da uçamayan birçok gönül yaralı dahi sessizce hayata veda ediyor. Uzmanlar, çözümün büyük yapılar değil, küçük günlük davranışların değişiminde yatabileceğini vurgulamaktadır. Örneğin berber ve kuaförlerin saç atıklarını doğrudan çöpe atmaması, tekstil atölyelerindeki iplerin ayrı toplanması, vatandaşların poşet ve ip parçalarını sokaklara atmaması gibi basit ama etkili yaklaşımlar benimsemek gerekiyor. Ayrıca, şehir tasarımında hayvanların da dikkate alındığı, kuş dostu alanların yaratılması gerekiyor. Yumuşak zeminler, güvenli barınaklar ve yeşil alanlar, sadece güvercinler için değil, tüm şehir ekosistemi için bir soluk alanı sunabilir.

Güvercinlerin ayaklarındaki yaralar, aslında bir şehrin yansımasıdır. Kentin hızı, kirliği, kayıtsızlığı bu küçük ayaklarda somutlaşıyor. Biz yürürken belki anlamıyoruz ancak onlar her adımda bizim bıraktığımız atıkların peşinden gidiyorlar. Bu yüzden tek bir saç telinin bile sorumluluk taşıdığını unutmamalıyız.

“`